Sunday, February 26, 2006

EBEKULAK

ebekulak...Atilla Atalay'in bu minicik oykusu aslinda bir hayli buyuk bir yer kaplamisti hayatimda. Nasilda severek okumus, salya sumuk aglamis ve soz vermistim "Hayatimda asla diyemedigim olmayacak" diye. Nede tuttum sozumu ama. Dilimin ucunda bir suru diyemediklerim. Hani insani cildirtan cinsinden.
Ah be canim ah be guzelim, biraz daha akilli olsaydin. Biraz daha tutsaydin sozlerini ve beni hayal kirikligina ugratmasaydin. Oysa uykumu (metaphor) bile senin icin azaltacak hatta belkide yok sayacaktim. Cikolatalarimindan hatta kahvemden vazgececektim senin icin. Ruyalarimda hep sen vardin ben istesemde istemesemde. Sakin havalara girme, hepsi guzel ruyalar degildi.
Iste bunlar sadece buyuk bir kutunun icinde saklanmis, hep icimde kalmis ve birazcik "diyemediklerim" adindaki kirintilarim. Daha ne kirintilar var hali alti supurdugum. Belkide benimkisi korkaklik. SIKARSA CIK YUZLERINE SOYLE! Ih-hih! yapilmiyor, olmuyor. Buralardan hala diyecegim;

Beni cok kullandin be insanoglu. Bu kadar basitmiydi? Bu kadar kolaymiydi? Hic mi vizdan azabi cekmeyeceksin?
Ben mutluyum ya sen? Biliyormusun bana en buyuk iyiligi yaptin. Hayatimin anlamini, guzelligini ogrettin kotulugu gostererek.

Neyse...benim diyemediklerim, diyemeyeceklerim bitmez. Iste bu kadar SIKICI bir giristen sonra size ebekulak hikayesini sunuyorum. Bir kusurumuz olduysa affola.

ebekulak

orda duruyor. nasıl olsa eninde sonunda göz göze geleceğiz; ama ilk hareket ondan gelmeli, bekliycem. allah kahretsin... yine çok güzel, çok... aklıma tüküreyim, nasıl da terk ediştik yasemin’le. okulun kantinindeydik galiba, “sen” dedi, “hamama gider kurnaya, düğüne gider zurnaya âşık olursun.” sana ne kızım, gönlümün kâhyası mısın gibisinden lâfı ağzımda geveledim. “köpek gibi geri dönersin ama!” dedi. o lâfı demeseydi, hemen ertesi gün dönerdim belki. ne o ne ben döndük ve üç yıl sular seller gibi geçip gitti.
olanca güzelliğiyle hâlâ orda duruyor. beni gördüğünü biliyorum. yanına gidip “merhaba!” desem, çok büyük bir taviz sayılmaz. yanındayım... ilk darbeyi:
-şişmanlamışsın, diyerek indirdim.
karşı saldırı anında geldi, beni öldüren gülümseyişle:
-senin de saçlar gidiyor galiba (!) dedi.
arada boşluk kalmadan:
-gamzeni n’aaptın? diye sordum. yanağında gamze vardı, aldırttın galiba ya da fondötenlerin altında kalmış, gözükmüyor (!)
kıvılcımlar saçarak:
-hayatımda suratıma fondöten sürmedim ben, dedi.
güzel, sinirlendi... yumuşatmalıyım...
-o zaman güi bakalım, gamzen yerinde mi, görelim?
hemencecik güldü. yavru kedi mi yuttum, içimi ne cırmalıyor? niye kalbim küt küt atıyor ki? bir gülüşte böyle olursam, sonrası n’aapar beni?
-sahilde yürüyelim mi banklara otururuz, dedi.
-işte zafer! belli ki o yavru kediden yasemin de yutmuş. yürüyoruz... saatine baktı:
-iki saat sonra özkan işten çıkar, dedi.
-özkan haa!... demek özkan... kasten ismini yanlış söyleyerek:
-ne iş yapıyo bu öztan? dedim.
-reklâmcı, diye yanıtladı.
-ben tanıyo muyum bu özcan’ı?
durdu, kızdı; ama belli etmiyor.
-tanımazsın, özkan boğaziçi’nden.
demek özkan boğaziçi’nden. iyi... aferin özkan’a... bravo yani... aşağılık özkan... ibibik, badem... bakışlarımdan düşüncelerimi okumasın diye denizi seyrediyorum.
-senin minö n’aapıyo? diye sordu.
minö ne demek be kızım!.. benim taktiğimi kulianıyor. ben ısrarla “umurumda değil!” muamelesi çekerek herifin adını yanlış söyledim ya... o da benimkinin adını tahrif ediyor.* mine yerine minö. pes yani... bari emine filân de be kızım. yuh yani! feci dalga geçti benle.
-gitti, amerika’da, dedim.
çay bahçesindeyiz. o da ne? yasemin’le şarkımız çalıyor: “arapsaçı.” ha ha hey!.. şimdi bittin işte kızım! sen dayanamazsın bu şarkıya... kim kime köpek gibi dönermiş görücez! hele bir şarkının o bölümü gelsin. “gönlüm söz dinlemiyoor / sevdiğimi ver diyoor / kim görse şu hâlimi / bir daha sevme diyoor / aaah aşk yüzünden / arapsaçına döndüm / çöz beni arapsaçı / çivi çiviyi sökeer / budur bunun ilâcı.” peki, bana n’ooluyo? şarkıyı dinlememek için içimden “gün doğdu hep uyandık / siperlere dayandık.” marşını söylüyorum. o da kafasını daldırıp bir şeyler arıyormuş rolü kesiyor. şarkı yüzünden iki tarafta da zayiat yok. bravo! direncine hayranım bu kızın!
-gitmeliyim, dedi.
giit... kal mı diycem sanıyorsun.
-iyi, sen bilirsin...
git... git... özkan bekliyodur... yürrü... son bıçağı sapladım:
-kilo vermeye çalış. özton’a benden selâm...
usulca kalkıp masadan uzaklaştı. ardından bakıyormuş gibi olmamak için masa örtüsündeki kırmızı kareleri saymaya karar verdim. bir... beş... on... allahım! ebekulak... beykoz’da dolaşırken tam dört yıl önce yerde bulup ona vermiştim.
-bizim köyde bunlara ebekulak derler. yağmurdan sonra çimenlerin üstünde bir sürü olur. çocuklar avucuna alıp şarkı söyler. al, senin olsun, beni hatırlarsın.
şimdi o ebekulak iki kırmızı karenin arasında öölece duruyor... şarkı sırasında çantasını karıştırıyordu. o zaman koymuş olmalı. silâh olarak ebekulak çekeceğini hesaba katmamıştım.
içimdeki yavru kedi debelendi. diyememeklerle geçen ömrüme bir de “yasemiiin” sözcüğü eklendi. yüz kırmızı kare... bin kırmızı kare...

Canim Pinkmooncugumun istegi uzerine copy paste yapiyorum. Bakalim Atilla Atalay kimmis. bu arada cogunuz onun Sidika adli karakterini ayni isimli televizyon dizisinden tanirsiniz.

Iste kisaca Atilla Atalay.




Atilla Atalay

1963 senesi yazýnda bir bebek dünyaya geldi.. Kafasýný okumaya takmýþ, lisede "teyyareciye" verilmesine raðmen dýþarýdan mektep bitirip öðretmen olmuþ ve hatta bu yüzden oðlunu memlekette büyütmüþ Havva ile Çamurdan da olsa razý olunan bir füzeci, Mehmet Atalay'ýn oðlu, Atilla Atalay... 15 yaþýnda ilk yazýlarýný Gýrgýr dergisine yollayýp, basýlmasýný da saðlayan ve sonra bir gün çaðrýlýp dergide iþe baþlayan Ati Bey...
Son üç-dört senedir yazdýðý seri öykülerle Sýdýka'nýn yaratýcýsý... Sýdýka'dan önce ciks ekolü yaratan Eray.. ve sonra süren kiþiler...Kendini yaþlanmýþ hisseden ama herkesin genç kuþak yazarlar arasýna aldýðý bir yazar... Gördüklerini, yaþadýklarýný anlatýrken, herkesin dinleyeceði bir þarký söylermiþ gibi yazan bir yazar.

90 kuþaðý olarak adlandýrýlan popülarite meraklýsý bir kuþak döneminde, gerçekten karakterli olarak oturmuþ bir mizah anlayýþýnda, yeni bir mizah yapýsý, espri anlayýþý oluþturan yazarlardan birisi... Kelime oyunlarýndan güncel atýflara uzanan bir espri yapýsý ile belirgin ve taþlayýcý bir üslup. Her an gözümüzün önünde olanlar için birazcýk gülme þansýmýz... "Haftanýn lakýrdýlukurdusu" adlý köþesini 1989'da Hýbýr dergisinde açtýktan sonra bugün H.B.R. maymun olarak devam eden dergide yerini hiç terketmeyenlerden... Dergi, gazetelerde yayýnlanan yazýlarýndan derlenen ve yayýnlan- mamýþ öyküleri ile ciltlenen 8 tane kitaba sahip.
· Usulcacýk
· Uyuyamadýðým
· Düþ Kovalayan
· Ebekulak
· Civciv Kutusu
· Sýdýka
· Menekþe Ýstasyonu
· Yalnýzlýk Aletleri

12 Comments:

Blogger TugCe DEDI...

huzunlu olmus ya...gerci daha gercekci olmus ya...

09:24  
Blogger Serzenis DEDI...

Evet ya...tugce ben hep sonu mutlu olan hikayelerden biktim artik. Hani olani oluyor da, is gercege burununce inan huzunlu sonlar daha mantikli geliyor akla. :)

16:51  
Blogger TugCe DEDI...

Ayni fikirdeyim..Cunku hayat sadece mutlu sonlardan ibaret degil sadece..Mutsuzluklar da en az mutluluklar kadar yer aliyor hayatta..Ve biz mutlulugu bulup cikarmakla yukumlu insanlariz..Gec kalmak diye birsey de var..
Ve ben sirf bu gec kalmak yuzunden zamana sinirliyim..

18:00  
Blogger Atonica DEDI...

Dehşet bir öykü...

İlk defa okudum, etkileyici, dahada etkilerdi de başka şeylerin etkisindeyim şu an. (alkol değil temin ederim) :D

"ebekulak", bu arada sümüklüböcek kabuğu demek bilmek isteyen olursa... ;)

22:52  
Blogger Gece DEDI...

süperdir ebekulak. Defalarca okumuşumdur.

23:33  
Blogger pinkmoon DEDI...

oof be gözlerim doldu nasıl bi şeymiş bu öyle..

bu arada "SIKICI" bi giriş demişsin bence tam tersi çok güsel olmuş.. keşke söleyebilsek birilerine bi şeyleri..

ilk defa okudum çok beğendim Serzeniş keşke şu Atilla Atalay'ı araştırsaydın da baksaydık kimmiş merak ettim şimdi ..:D

11:45  
Blogger Serzenis DEDI...

Pinkmoon, hemen ekleme yaptim istegin uzerine.Umarim tatmin edicidir. :)

04:20  
Blogger Serzenis DEDI...

gece, nedensen senin okudugunu tahmin etmistim zaten. Bana bir keresinde bir yorum yazmistin morphin gerekti aci icin diye. O zamanlardan aklimda kalmis.

06:09  
Blogger Serzenis DEDI...

atonica, senin yorumlarin iokumak bana ayri bir zevk veriyor. Iyiki varsin. Sümüklüböcek kabuğu kabugu ha. Inan bilmiyordum. :P

06:10  
Blogger pinkmoon DEDI...

ay canım ya çok düşüncelisin tşk..

09:19  
Blogger Serzenis DEDI...

Ne demek Pinkmoon, severim seni bilirsin.:D

16:37  
Blogger Atonica DEDI...

Yapma yapma şımarırım bilirsin... :D

yes zümüklüböcük gabuuu dimek... Hikayeyi okuyup onun ne olduğunu bilmemek çok garip geldi bana o anı kafamda canlandıramasaydım kof bir hikaye olurdu. Tabi bence... ;)

19:37  

Post a Comment

<< Home

free web counters
SERZENIS PRODUCTION © Copyright 2005.All Rights Reserved.